30 Nisan 2015 Perşembe

Akıllı Oyunlar


Anası olarak, genelde kızıma geliştirici oyunlar almaya dikkat ediyorum. Diğer oyuncaklar ve peluşlar hediye olarak geliyor zaten etraftan. Oyun seçerken seviyesine uygun ve geliştirecek olmasına, kaliteli olmasına, fiyat-fayda dengesine ve tabii ilgisini çekecek olmasına dikkat ediyorum. Son zamanlarda çok beğendiğim markayı tavsiye etmek istiyorum.

The Learning Journey International'in resimlerini gördüğünüz oyunlarını aldık ve bayıldık. 

İlgisini en çok çeken "Sıralama" oldu. Çünkü hem daha önce düşünmediği şekilde düşünmek durumunda kaldı, hem de bilgisi sınanmış oldu. Keyifle daldı içine ve çok sevdi. Bu oyun seçici dikkat, bağlantısal düşünme, problem çözme, matematiksel düşünme, parça bütün ve şekil zemin ilişkisi becerilerini geliştiriyormuş. Öykü tamamlama gibi biraz, muhakemeyi geliştiriyor.

Onu en çok zorlayan ise "Şekilleri Eşleştiriyorum" oldu. Artan seviyelerde bir tangram oyun, gittikçe zorlaşıyor. İlk birkaç seviyeden sonra "Anne sen bu oyunu al, kaldır, tamam mı?" dedi :) 1 ay kadar sonra kendi çıkardı ve kaldığı yerden devam etti. Çocuğun hazır olması gerçekten çok önemli, hazır olmadığı konuda hiç ısrar etmemek gerekiyor. O zaten hazır olduğunda kendisi mucizevi bir şekilde gerçekleştiriyor. Bu oyun da düşünme becerilerini, mantık yürütme, problem çözme, parça bütün ve şekil zemin ilişkisi becerilerini geliştirirmiş. Geometri ve matematik için de ideal bir ön çalışma bence. Şekillerin dörtte biri, yarısı ve tamını somut olarak görüyor, hissediyor, bağını kuruyor. Harika bir Montessori materyali.

Zıt Kavramlar ve Saymayı Öğreniyorum, bu konudaki diğer oyunların içinde yerini aldı. Zıt Kavramlarda kavram seçimleri iyi. Bazen çok abuk subuk şeyler çıkıyor, anlatamıyorsun da çocuğa. Bu duruma düşmemek için ben hep oyunu önceden açar ve iyice incelerim. Hem seviyesinin kızıma uygunluğunu belirlemiş olurum, hem de yapılması gereken bir ön çalışma varsa onu planlarım. Bu da benden ufacık bir tavsiye.

Önemli bir başka nokta, tüm bu oyunların malzeme kalitesinin çok iyi, kutularının da saklamak için ideal olması.

Ben www.akillidukkan.com isimli bir siteden, uygun fiyata aldım. Her biri 20 tl şu an bu sitede, ben de 17 tl'ye almıştım zaten. 




25 Nisan 2015 Cumartesi

Paranıza Yazık, Vaktinize Yazık

Negatif yorum yapmak pek hoşuma gitmiyor, ama negatifi yazmazsak pozitifin değeri nasıl ortaya çıkacak?..

Madagascar Show'a gittik, beğenmedik, tavsiye etmiyoruz. Bir dakikaa... Bedava bilet bulursanız gitmemezlik etmeyin. Ya da ne bileyim, 15 tl'ye filan düşerse fiyatı olabilir. Ama pahalı biletlere vereceğiniz paranın karşılığı olacak bir gösteri değil. 

Bir kere gösteri değil. Hele ki Ice Age'i aynı mekanda seyrettikten sonra gösteri diyemezsiniz buna. Tiyatro demek istiyorum, fakat önceden dublajlanmış olduğu için onu da diyemiyorum, tiyatroya haksızlık olur. Bir kefeye koyamadım, bu bir.

İkincisi, konu filmin aynısıydı. Filmin oyununu yapmışlar sanki. Filmini seyretmişseniz size katacak hiçbir şeyi yok.

Danslar coşturmadı bizi. Olmadı işte. Bir tek finaldeki "I like to move it move it" belki, çok değil. 

Konuşmaların kayıttan gelmesi, oyuncuların hareket / dans etmesi itici bir durumdu. Ice Age'de de böyleydi ama orada itici gelmemişti. Tam adını koyamıyorum. Burada konuşmanın çok olmasından olabilir. Tiyatro şeklinde yapabilirlerdi rahatlıkla. Oyuncular kötü değildi yanlış anlaşılmasın.

Son olarak, çok daha uygun fiyata, Şehir Tiyatrolarında çok daha iyi vakit geçirtebilirsiniz çocuğunuza. Benden söylemesi.

-> Bu vitamine bilgi eklemek, yorum yapmak isteyen..?

24 Nisan 2015 Cuma

Saç Diplerindeki Kabuklanma Nasıl İyileştirilir

Araştırdım araştırdım, bilgileri birleştirdim ve bir yağ karışımı ürettim. Aslında çok kolay ve maliyeti kuaförde satılan bakım markalarına kıyasla çok daha uygun. İşte tarifi:

100 gr Hindistan Cevizi Yağı
1 tatlı kaşığı Ayvalık, İzmir, vs. saf Zeytinyağı
2-3 damla Biberiye Yağı
2-3 damla Çay Ağacı Yağı
Saç boyama fırçası
Bir tarak
Bone
Mümkünse bir yardımcı, arkaları yapmak zor oluyor

Tercihe bağlı ek malzemeler (2-3'er damla):
Argan yağı
Badem yağı
Üzüm çekirdeği yağı
Nar çekirdeği yağı


Saçımı yıkamadan minimum 1 saat önce işlemlere başlıyorum.

Hindistan Cevizi Yağı'nı 300 gr alıyorum zaten, 1/3'ünü cam kapta, benmari usulüyle eritiyorum.

Sonra diğer yağları ekliyorum ve fırçayla karıştırıyorum.

Saç diplerine boya yapar gibi sürülüyor, boşluk kalmayacak. Biraz da masaj yaparsanız harika olur, yağ iyice saç derisine nüfuz etmeli. Yaptığınız karışımın yarısını kullanmış oluyorsunuz. Diğer yarısını cam bir kavanozda saklayabilirsiniz. Donacaktır, kullanacağınız zaman benmari yöntemiyle eritirsiniz. 

Sürme işlemi bitince boneyi takıyorsunuz, evde takılıyorsunuz.

24 saat saçınızda dursa da olur diyenler var ama benim için ideali 2 saat, yoksa psikolojik kaşıntılarım başlıyor.


Bu işlemi her hafta yapıyorsunuz ve saç derinizdeki kabukların, kaşıntının, kepeklenmenin nasıl mucizevi şekilde yok olduğunu görüyorsunuz. 4 haftada ciddi sonuç alıyorsunuz ama bırakmayın. 8 hafta devam edin ki iyice iyileşsin. Yoksa tekrar edebiliyor. Bu arada kullandığınız şampuan da çok önemli. Kabukları coşturan, kepek yapan bir şampuan kullanıyorsanız tamamen iyileşmesini bekleyemezsiniz. Yağlandığınız sürece iyi olur kafa deriniz. 

Sırrımı en ince ayrıntılarıyla paylaştım. Yalnız yağlardan birine alerjiniz varsa kullanmayın tabii. Önce sağlık. 

Bu kadar yağı alıp yapmaya üşenecekseniz benimle bağlantıya geçebilirsiniz. cc.cekmez@gmail.com adresine mail atarak veya aşağıya yorum yazarak bana ulaşabilirsiniz.


-> Bu vitamine bilgi eklemek, yorum yapmak isteyen..?

22 Nisan 2015 Çarşamba

Pedofili Olmasaydı

Düşündüm de...

Pedofili diye bir şey olmasaydı
4 yaşındaki kızımı her canı istediğinde düşünmeden gönderirdim
Karşı komşuya, diğer bloktaki komşulara...
Hem sık sık bahçede oynamasına izin de verirdim
30 dakika için bakıcıya onca parayı vermez,
Sitenin güvenliğine rica ederdim çocuğu bahçeye alsın
Düşerse haber verir büyük çocuklar, onlar da bahçede ya ;)
Kapalı garaja tek başına girip bisikletini park edebilirdi kızım
Hatta sokakta bile oynayabilirdi
Biraz büyüyüp arabalara dikkat etmeyi öğrendiğinde
Pedofili olmasaydı eğer

Engelleyici annelerden değilim ben
Serbest bırakmayı seviyorum aslında
İstediği arkadaşına da bırakırdım tabii
Gider işimi halleder gelirdim
Arkadaşının babası alıp onları
Gezmeye götürebilirdi, sinemaya mesela
Gece yatısına bile izin verirdim, veya bizsiz kampa
Ah pedofili olmayaydı

Olabilecek tek kötü şey bu değil tabii ki
Ama tecavüz, taciz, kaçırma, cinayet vakalarının
Uyuşturucuya alıştırmanın
Düşünün kaçı bu yüzden
Küçücük çocuğu niye kaçırsın
Satmayacak, taciz etmeyecek, resimlerini çekmeyecek,
Kendini tatmin etmeyecek, veya üzerinden para kazanmayacaksa

İşte bu yüzden, pedofili olmasaydı
Bir restauranta gittiğimizde
Oyun alanına bakarak yemek yemek yerine
Dışarı bakabilirdim, manzaraya, insanlara...
Yalnız ikimizsek bile tuvalete girebilirdim
Beklerdi kapıda iki dakika ne olacak

Sahilde dolaşırken
Gözden kaybolsa bile endişelenmezdim
Buluşuruz nasılsa
Alışverişte, pazarda, kalabalıkta
Elini tutarken sıkmaktan acıtmazdım
Kayıp gidecek diye korkumdan
Pedofili olmasaydı eğer

Ona anlatmak zorunda kalmazdım belki özel bölge nedir
Kim, neden elleyebilir
Bize anlatıldı mı ki 4 yaşında
Spor, bale salonlarına daha ılımlı bakardım
Tamam göndereceğiz zaten de, düşününce kalbim sıkışmazdı

Biraz daha büyüyünce evin anahtarını verirdim mesela
Girsin, ona hazırladığım ara öğününü yesin
Oynasın evinde ben gelene kadar
Babası 1. sınıfta yapıyormuş, o mu yapamayacak
Korkum olmazdı
Kapıyı açarken arkadan biri itip içeri girer diye
En fazla hırsız girse ne olacak
Kızım iyi olsun da, gelen mala gelsin

Pedofili olmasaydı
Banyodaki o şirin hallerini de fotoğraflayabilirdim
Ya biri hacklerse telefonumu, ya sapıkların eline düşerse fotolar diye
Bir korku yaşamadan
Mesaj bile atardım akrabalara

Misafirliklerde bir büyükle tek başına bir odada kalması korkutmazdı beni
Utanarak çaktırmadan gidip bakmak zorunda kalmazdım
Onlardan şüphelendiğimden değil de
Her ihtimale karşın, işte öyle, anladınız siz

Daha da büyüdüğünde
Onu giyme, böyle eğilme diyerek onu germek zorunda kalmazdım
Bana kızacağını bile bile
Ve ileride söyleyeceğime emin olduğum üzere

Ama gelin görün ki var
2011'de cinsel istismar mağduru çocukların
Yüzde 35’i 11 yaşın altındaydı
Sadece kızlar için mi sandınız bu yazıyı, yanıldınız
Çünkü bu çocukların yüzde 21’i erkek, yüzde 14’ü kız
Ki bunlar bilinenler
Ki 11 yaş üstü de var bir de
Ki 4 yıl önce

Aman böyle de büyür gider çocuk
Biz de yaşar gideriz böyle
Yeter ki iyi olsunlar
Bedenlerinin içi, dışı, akılları ve ruhları sağlıklı olsun

Benimkisi sadece öylesine bir hayal
İnsanların dürtülerini kontrol altında tutabildikleri
Çocukları zevk veya şehvet aracı olarak görmeyen,
Çocuk ne kadar seksi veya istekli davranırsa davransın
Çocuk 6 da olsa 16 da
Kız da olsa erkek de
Onun çocuk, kendisinin yetişkin olduğu bilincini kaybetmeyen,
Yapacağı bir hareketin hem vücudunda hem de ruhunda
Asla iyileşmeyecek yaralar açabileceğini hesaplayan,
Bunu kendi tatmini için görmezden gelmeyen insanların yaşadığı
Bu sayede çocukların özgürce oynayabildikleri
Genç kız ve erkeklerin ufacık hatalarına ufacık bedeller ödediği
Bir dünyanın hayali
Bir 23 Nisan hayali benimkisi
Bir 23 Nisan dileği
Bayramınız kutlu olsun...


-> Bu vitamine bilgi eklemek, yorum yapmak isteyen..?

21 Nisan 2015 Salı

3 Kuşağın Müzik Zevkinin Kesişme Noktasında Duran Albüm: Tolga Seçkin'den Masal

Gerçek hikaye... Ben ve çevrem birer X olarak bayıldık. Annem, patronum ve çeşitli şirketlerin yöneticileri, düzenlediğimiz gecelerde Tolga Seçkin'in canlı performansını ve şarkılarını çok sevdiler. Y kuşağının birkaç temsilcisine CD'yi dinlettim, çok beğendiler ve yorumları şu oldu "Artık kimse böyle şarkılar yazmıyor sanıyorduk, vay be".


Baby Boomer, X ve Y kuşaklarının müzik zevklerinin 
kesişme noktasında duruyor 
Tolga Seçkin'in Masal isimli albümü. 
Tespitim budur :)


Latin altyapılı, bol enstrümanlı, çok keyifli parçalar. Pop albümü ama yeni nesil geyik pop şarkıları yok bu albümde. Hem zaten Bora Öztoprak yapımcılığını yapmış. Tamamı Türkçe; sadece 1 parça Fransızca, biri de sözsüz.

En çok İmkansız Düşler ve Çapkın'ı sevdim. Çapkın, eski Fransız şarkılarını, 'şanson'ları anımsattı bana. İbadet, Hasret, Yollar Var ve Doğumgünü Şarkısı da sevdiklerim arasında.

En konuşulan parçası herhalde Kıraç'ın "Bir İstanbul Masalı"dır. Aslı enstrümantal olan parçayı, bu albümde Fransızca sözlerle dinleyebilirsiniz. Şarkı sanki yerini bulmuş, öyle güzel olmuş ki. Duyan "Demek Kıraç Fransızca bir şarkıdan almış bu melodiyi" diyebilir bile. Oysa hikaye şöyleymiş; Kıraç sözlü versiyonunu dinleyip çok beğenince sanatçıya hediye etmiş parçayı.

Bu öneriyi yazma sebebim şu; politika ve paranın yönlendirdiği trendlerin, çocuklarımıza izletemediğimiz video-kliplerin hakim olduğu müzik piyasasında, gerçekten beğendiğimiz değerleri korumamız gerektiğini düşünmem. Ama bunu yapmazsak, sadece giyim-kuşamımızı değil, dinleyecek müziğimizi de başkaları tarafından belirlenen bir yelpaze içinden seçmek zorunda kalacağımız zamanlar gelebilir, bundan korkuyorum. Gerçek sanatı destekleyelim. Mesajı da verdik, gelgelelim klibe... Şimdilik bir tane şarkıya klip çekilmiş, onu da aşağıda paylaşıyorum. Keyifli seyirler :)


Albümün basın bülteni şu şekilde:

7 DİLDE ŞARKI SÖYLEYEN SANATÇI TOLGA SEÇKİN’İN MASAL’I ÇIKTI…

7 dilde şarkı söyleyen sanatçı Tolga Seçkin "Masal" adını verdiği ilk albümü Bora Öztoprak yapımcılığında ve Avrupa Müzik çatısı altında çıktı.
20 yıldır aktif sahne hayatını aralıksız sürdüren Tolga Seçkin, hayatından biriktirdikleri ile dinleyiciye “Masal” tadında bir albüm sunuyor. St-Joseph'te okuduğu yıllardan edindiği Fransızca repertuvarına, Üniversite hayatı sürecinde İspanyolca, İtalyanca, Rumca, Makedonca, İngilizce ve Portekizce şarkılar ekledi. Vokallerde Bora Öztoprak ve Mine Çağlıyan’ın da katkı sağladığı albümde, Kıraç’ın “Bir İstanbul Masalı” şarkısının müziği  Tolga Seçkin’in Fransızca'ya uyarladığı sözlerle yer alıyor. Albümdeki diğer tüm şarkıların söz ve müziklerinde Tolga Seçkin’in kendi imzası var.
Tolga Seçkin’in Albümün çıkış parçası “İbadet” e çektiği klip ekranlarda yerini almaya başladı. İbadet şarkısı TTNET MÜZİK’e henüz gireli 1 hafta olmadan ilk 100’e girmeyi başardı.

-> Bu vitamine bilgi eklemek, yorum yapmak isteyen..?

Çok Oturdunuz

Bu video beni cidden sarstı. Kaç yıl yemişim ömrümden meğer, vay başıma gelenler 😖 Hayatımda çok ciddi değişiklikler yapıyorum, şahidimsiniz.

Ofis çalışanı mısınız? Hadi hadi çok oturdunuz...


20 Nisan 2015 Pazartesi

21. Yüzyılın Çocuğuna Anne-Baba Olmak

Maalesef kişisel sebeplerden dolayı benim de kayıt yaptırıp gidemediğim "21. Yüzyılın Çocuğuna Anne-Baba Olmak" konulu konferans için üzülürken, arkadaşım bana not tutarak paylaşma nezaketini gösteren bir annenin blogunu bildirdi. Buradan kendisine tekrar teşekkür etmek istiyorum. Linki aşağıdadır.

http://birandaanneoldu.blogspot.com.tr/2015/04/21-yuzyln-cocuguna-ebeveyn-olmak.html

Konferansı sunanlar: Yenilikçi Öğrenme Merkezi'nin (YEM) kurucusu, eğitim danışmanı Kayhan KARLI ve eğitim üzerine yazmış olduğu etkili yazılarıyla tanınan eğitim uzmanı, akademisyen/yazar Özgür BOLAT.

Konferansın afişi:


15 Nisan 2015 Çarşamba

Bu Muhteşem Boyama Kitabı Sizin İçin

Belki duydunuz, belki duymadınız; yetişkinler için de boyama kitapları var, hem de çok popüler. Amazon'un en çok satan kitaplar listesinde hem 1 hem 2 numarada bu boyama kitaplarının olmasını hayretle karşılıyorum şahsen. Senelerce web'den mandala indirirken eş dostun "boş işlerle uğraş sen uğraş" demesinden olsa gerek bu şaşkınlığım.

Aslında olay şu ki, boyama da mandala da sağlığımıza iyi geliyormuş. Hafif bir müzik açıp, güzel bir ışık ayarlayıp, rengarenk kalemlerle motiflerin büyüsüne kapılmak bakın bize neler sağlıyor;

1. Ruh sağlığına iyi geliyor
2. Stresi azaltıyor
3. Dikkati arttırıyor
4. Kendi yaratıcılığını keşfettiriyor
5. El hakimiyeti ve becerilerini arttırıyor
6. Sakinlik için ruhu eğitiyor
7. Ve her şeyden önemlisi; ruh sağlığına gerçekten iyi geliyor :)

Çocuklara da aynı şekilde iyi geliyor tabii. Ama onlar için tonlarca kitap var. Ya biz? İşte bunun düşünen çok yetenekli Johanna Basford, Esrarengiz Bahçe isimli bir kitap "çizmiş".

Tek kelime ile muhteşem. Çocuğunuzla da çalışabilirsiniz, 8'den küçükse o kadar detay boyayamayabilir hoş. Bulmaca havasında hayvanlar filan saklamış sayfalara, sayfayı boyayınca bulup mutlu oluyorsunuz :)

Amazon'da en çok satan bu kitabı takiben Enchanted Forest isimli ikinci kitap çıkmış hemen. Türkçeleştirilmemiş sanırım henüz. O da 2 numara bu arada :)





NOT: Bu resimler bana ait değil, internetten topladım.

Sevgiyle kalın.

-> Bu vitamine bilgi eklemek, yorum yapmak isteyen..?

14 Nisan 2015 Salı

Bu Konseri Kaçıran Çok Pişman-2

Yazının başı için buraya -> tıklayın




-> Bu vitamine bilgi eklemek, yorum yapmak isteyen..?



Bu Konseri Kaçıran Çok Pişman



Caz klasiklerini kendine özgü ve sıra dışı yorumuyla seslendirerek günümüzün en önemli caz vokalistleri arasında yer alan Dee Dee Bridgewater’ın defalarca ertelenen ve 4 kere mekan değiştirilen konseri, 11 Nisan Cumartesi gecesi nihayet gerçekleşti :)

Harika bir konserdi. Gerçekten kulaklarımızın pası silindi. Afro Blue ile başladı, sonra Billie Holiday'den girdi Abbey Lincoln'dan çıktı, ve Steve Wonder'dan "Living for the City" ile bis yaptı... Tabii ki şahane müzisyenler eşliğinde; Theo Croker, Irwin Hall, Femi Temowo, Michael Gorman, Jose Joyette, Neville Malcolm.

Basın bültenine göre Yapı Kredi ana sponsorluğuyla IEG Live’ın düzenlediği “Good Music In Town” konserleri kapsamında buluştu Dee Dee bizlerle. Sağolsunlar varolsunlar. Yalnız organizasyonda en beğenmediğim nokta, çıkışta tuvaletlerin kapalı olmasıydı, bu ciddi sorun yarattı şahsen bende.

Onca kez mekan değiştirmiş dedik ya başta, iyi ki de öyle olmuş. Çünkü şöyle diyeyim; bir sanatçının konserin başında, ortasında ve sonunda konser alanını bu kadar övdüğü bir konser görmedim hayatımda. Hele bir de 40 yıllı aşkın kariyeri olan, 3 Grammy ödüllü bir caz efsanesinin. Volkswagen Arena'nın ses kalitesi mükemmeldi, mekanla ilgili bir yazı ayrıca yazacağım. Yalnız şunu söyleyebilirim; orada rock, folk, latin müzik konserleri izledim, özellikle bir caz konserini hevesle bekliyordum. CD kalitesinde konser dinlemek diye bir kavram varsa, Volkswagen Arena bu kavramın somut halidir.

2002 yılında Açıkhava Tiyatrosu'nda seyretmiştim Dee Dee Bridgewater’ı ve çok etkilenmiştim. Büyü hala devam ediyor. Kaçırdığına yananlara züğürt tesellisi, kaydettiğim kısımlardan biraz paylaşıyorum. Videoyu çok küçültmek zorunda kaldım, ama ses kalitesi iyi.

Kendisi her şarkıya girmeden adını, bestecisini, kimin ünlü ettiğini belirtmek nezaketinde bulunduğu için ben de videolarda aynısını yapmaya çalıştım :)

2 video aşağıda, 2 video şurada -> tıklayın





-> Bu vitamine bilgi eklemek, yorum yapmak isteyen..?

9 Nisan 2015 Perşembe

Uçuğa Çözüm

Uçuğu öyle haftalarca taşımak, acısını yaşamak zorunda değilsiniz.

Defalarca denenmiş ve başarıya ulaşılmıştır. Tembellik etmeyin, deneyin.

Ön bilgi:
Uçuk virüsü vücudumuzda bir bölgeye yerleşiyor ve orada yaşıyor hep. Benim burnumda çıkar mesela, çoğu insanın ise dudağında. Bağışıklık sistemimiz düştüğünde, mahalleyi ele geçiriyor ve bayrağını dikiyor. Elbet vücut onu baskılıyor ama öldürmüyor. O da sonraki zayıflığa kadar orada bekliyor.

Yöntem:
1. O bilindik uçuk sızısını hissettiğiniz an hemen bağışıklığı yükseltici gıda takviyelerine başlıyorsunuz. Günde 2 defa. Benim önerdiğim seçenekler:
    - Beta-Glucan hapı (şahsen solgar'ı tercih ediyorum, annem immuneks kullanıyor)
    - Sarımsak (gövdeyi zedelemeden sarımsağı soyarsanız ve hap gibi yutarsanız, ağzınıza sarımsak tadı gelmez)
    - Umca solüsyon (yetişkinlere 30 damla x 2)
2. Uçuğun çıkacağını hissettiğiniz yere kanteron yağı gibi iltihap kurutucu bir şey sürüyorsunuz. Nemlendirici krem sürerseniz iltihabı beslersiniz. Elinizde bir şey yoksa Batticon sürün (yakmayan tentürdiyot - antiseptik solüsyon).

ÖNEMLİ NOT: Bu deneyimle sabit bir bilgidir. Kullanmadan önce doktorunuza danışınız.

-> Bu vitamine bilgi eklemek, yorum yapmak isteyen..?

8 Nisan 2015 Çarşamba

Harika Bir Çocuk Oyunu: Üzgün Ağaçlar Ülkesi

Haftasonu Şehir Tiyatroları bünyesinde Üzgün Ağaçlar Ülkesi adlı oyuna gittik.

Tek kelime ile BA-YIL-DIK..!

Oyunculuklardan kostümlere, sahne tasarımından hikayeye, her şey dört dörtlüktü. Ayrıca eğlenceliydi ve mesajı da çok güzeldi. Kızımla üzerine uzun uzun konuştuk.

Bu sezon seyrettiğim en iyi çocuk oyunu, kesinlikle tavsiye ederim. Bu sezonu kaçırırsanız Ekim için not edin. Bilet ve program için: https://bilet.ibb.gov.tr

Oyunla ilgili en çok sevdiğimiz şeyler
4 yaşındaki kızım: Kütüğü sevmiş, "çok sevimliydi" diyor.
Eşim: Prensesi sevmiş ama bu konuda konuşmak istemiyorum :/
Ben: Kral ve büyücünün oyunculukları, kostüm, sahne tasarımı, fidanın sevimliliği, yaşlı ağaçta Tuncay Halıcıoğlu'nun o muhteşem sesi.

Künye
Yazan: Gökçe Yaşar
Yöneten: Yeşim Koçak - Selin Türkmen
Dramaturgi: Sinem Özlek
Koreografi: Senem Oluz
Sahne tasarımı: Taciser Sevinç
Işık tasarımı: Murat Özdemir
Kostüm tasarımı: Onur Uğurlu
Yönetmen yardımcısı: Zeynep Ceren Gedikali, Begüm Yazıcıoğlu, Emre Karaoğlu
Süre: 55 dakika/tek perde
Oyuncular: Can Tarakçı, Tuncay Halıcıoğlu, Emre Karaoğlu, Gülşah Bayar, Buğra Can Ildırışık, Zeynep Ceren Gedikali, Melisa Demirhan, Can Alibeyoğlu, Ümit Bülent Dinçer
Konusu: Ağaçlar Ülkesi'nde tüm ağaçlar artık kocaman meyveler vermektedir. Kral da, yemeğe düşkün Kraliçe de bu işten pek memnundur. Ama Büyücü'nün daha büyük meyveler yetiştirmek için hazırladığı iksirler, aslında bütün ağaçları hasta etmekte, kurutmaktadır...

-> Bu vitamine bilgi eklemek, yorum yapmak isteyen..?

Hıçkırığa Çözüm - anında etki

Evet, doğru okudunuz. Gerçekten hıçkırığı anında geçirebilirsiniz.

Bu bilgiyi öğrenmenin 2 aşaması var.

1. İlk zamanlar şöyle yapıyorsunuz:

- bir bardağa su doldurun (dev gibi bir bardak olmasın, eski usul normal bardak)
- bir çay kaşığı atın içine
- çay kaşığı iki kaşınızın ortasına gelecek şekilde suyu içmeye başlayın
- minik minik çok sayıda yutkunarak, tek seferde bitirin bardağı
- hoop hıçkırık geçti, di mi? :D

2. Alışınca artık kaşığa ihtiyacınız kalmıyor. İki kaşın ortasındaki o kilit noktaya parmağınızla baskı yaparak su içtiğinizde de aynı sonucu alıyorsunuz.


Ben 2 yaşından beri kızıma da uyguluyorum bunu, tavsiye ederim.

Hıçkırıp hıçkırıp durmayın, bir deneyin :D

-> Bu vitamine bilgi eklemek, yorum yapmak isteyen..?

7 Nisan 2015 Salı

Çocukları Hangi Tiyatroya Götürelim?

Çocuğu olan ve tiyatroya götürmek isteyen aileler; şehir tiyatrolarını keşfedin artık. Hem fiyatı çok uygun, hem de kadrosu, kostümü, dekoru zengin ve kaliteli. Geniş repertuvar dahilindeki tüm çocuk oyunlarını bir kışta rahatlıkla seyrettirebilirsiniz kuzunuza.

İşte size konuyla ilgili vitamin bilgiler:

- Pazar günleri 12:00 ve 15:00 seansları var sadece.
- Hemen her sahnede her hafta çocuk oyunu oluyor.
- 2015 bilet fiyatı herkese 3,5 tl.
- İstanbullular için konuşuyorum, ulaşımı kolay bir sahne var;
     - Anadolu: Kadıköy, Ümraniye, Üsküdar
     - Avrupa: Harbiye, Fatih, Kağıthane, Gaziosmanpaşa
- Bir sahnedeki oyun en fazla 2 haftada bir değişiyor.
- Önceki ayın 21'i gibi program açıklanıyor. Yani 22 Nisan'da siteye girerseniz Mayıs ayındaki tüm Pazar günlerinin biletini alabilirsiniz.
- Sınıf, arkadaş grubu vs. için toplu bilet de alabilirsiniz.
- Oyun Düzeni'ne bu sayfadan ulaşabilirsiniz: http://www.ibb.gov.tr/sites/sehirtiyatrolari/tr-TR/Sayfalar/Program.aspx
- 5+ yazan oyuna çok rahat 3 yaşındaki bir çocuğu götürebilirsiniz.
- Bilet satın almak çok kolayhttps://bilet.ibb.gov.tr/frame.asp
____________________________________________________________






Ne
Çocuk Tiyatrosu
Ne Zaman
Her Pazar 12:00 ve 15:00
Nerede

İstanbul Anadolu: Kadıköy, Ümraniye, Üsküdar
İstanbul Avrupa: Harbiye, Fatih, Kağıthane, Gaziosmanpaşa
Nasıl


2015 fiyatı herkese 3,5 tl
Her ayın biletleri önceki ayın 21'i gibi satışa çıkıyor
Bilet satın almak için tıklayın
Neden
mesela bu makale
Kim
Siz, çocuğunuz, kuzen grubu, sınıfça, vs.
____________________________________________________________


Oyun tavsiyeleri yakın zaman içinde gelecektir ;)

İlk vitamin önerim, ruhumuza yönelik oldu :)

Sevgiyle kalın.

-> Bu vitamine bilgi eklemek, yorum yapmak isteyen..?

6 Nisan 2015 Pazartesi

İlk Yazı

Merhaba,

Güzel, ışık dolu bir hafta olması dileklerimle, ilk yazıma başlıyorum :)

Anlatmadan, paylaşmadan duramıyorum ben. Zaten konuşmadan da duramıyorum ya neyse :P Yok şuraya gittim, şunu kullandım, buna çözüm buldum, onu seyrettim. Hikayeler bitmiyor bende. Şimdi bir de 4 yaşında kızım var, konu başlıkları arttı da arttı. Öte yandan...

Aslında her şey geçenlerde saçımla ilgili bir sorun yaşamamla başladı. Bir blogda okuduğum bilgiyi facebook'ta gördüğüm paylaşımla birleştirince aklıma bir fikir geldi, uyguladım ve harika sonuç aldım. Ve işte o noktada anladım ki, aslında o bloğu yazan da paylaşımı hazırlayan da bana büyük katkı sağlamış oldular. Oysa onları hiç tanımayacağım, görmeyeceğim, hangi ülkede yaşadıklarını bile bilmiyorum. Artık böyle bir çağda yaşıyoruz. Herkes bir tuğla koyuyor ve güzel yapılar oluşuyor ufkumuzda. E o zaman dedim, ben de deneyimlerimi görüşlerimi paylaşsam. Belki birinin işine yarar. Belki yabancı bloglarda dolaşacak vakti veya dil bilgisi olmayan biri, oradan esinlenip üstüne kattığım bir şeyden esinlenip o da üstüne katar, ve bir bakmışız harika bir şey olmuş. Belki haberim bile olmaz ama içimi bir mutluluk kaplar. Öyle bir fantaziye kapıldım. Bilmem ki işte, göreceğiz.

Sadece tek bir kural belirledim kendime, kendi denediğim ve inandığım şeyleri yazacağım sadece buraya. Hadi bakalım, güzel bir enerji ve ışık olsun...


Neden Vitamin?

- Kısa kısa, hap bilgiler; malum içeriğin çok olduğu vaktin az olduğu günümüzde en rahat okunabilen yazı türü
- Yazılar şifa olsun diye
- Vita da Hayat demek değil mi, bu blog da işte hayata dair :)

Hadi oldu bitti bu iş, hayırlı uğurlu olsun :D

Sevgiler