12 Mart 2016 Cumartesi

Dinçer'i Anlatmak

Herkes onu bir şekilde mutlaka bilir
Tiyatro camiası karizmasıyla
Halk “Mazlum’u getirin”le, “O kadar”la bilir
Ailesi abi, baba bilir

1960’lar, Orman Fakültesi’nde öğrenci
Serserilik diz boyu, zaten hiç bırakmadı ki
Saçı var o zamanlar, kıvırcık hem de
Kahvede takılıyor arkadaşlarıyla
Gazetede ilanını görüyorlar Şehir Tiyatroları Giriş Sınavı’nın
Haydi, diyorlar, girelim hep birlikte sınava, dalgasına...
130 kişinin girdiği sınavı, bizim bir avuç serseri kazanıyor sadece, iyi mi?
Zaten tiyatroyu pek seven Dinçer’le kardeşinin ciğerlerine işliyor o gün sahne tozu
Bırakıyor bu uğurda okulu
Askere gidiyor geliyor, yine kazanıyor üniversite sınavını, çok zeki
Ama yine bırakıyor okulu
Sigara bile vücuttan 8-10 yılda atılıyor ama
Sahne tozunu bir ömür atamazsın ciğerlerinden, işte o kadar müptela eder adamı

Öyle karizmatik ki, sesiyle görüntüsüyle
Çok da yetenekli
Küçücük rolü bile büyütüyor, kocaman yapıyor
Çok sayıda başrolü var, uf saymakla bitmez başarıları
Sinema da öyle, tiyatro anasıysa sinema karısı
Hangisini daha çok sever insan?
Sinema da onu çok seviyor
Sinirden bir saniyede pancar kırmızısı olabilen kaç kelle var bu ülkede?
O kızdıkça seyirci gülüyor
Ama o kadar kolay değil güldürmek
Senaryolar oturup baştan yazılıyor yeri geldiğinde
Düşünmeden güldürmek olur mu hiç?
Sen yaratırken düşüneceksin ki seyirci gülerken düşünsün

1970’ler, Papirüs
Dinçer barda oturur hep, açılıştan kapanışa, sanırsın barın sahibi
Yaşar Kemal, Özdemir Asaf, Can Yücel kimler kimler
Ya Dinçer’i çağırırlar masalarına, ya kendileri yanına giderler
Sanır mısın kadın-kız konuşulur sabahlara kadar
Türkiye nasıl kurtulur, ne yapmalı, düşünceler, tartışmalar

Papirüs günlerini Çiçek Bar günleri, Spor Yazarları günleri takip ediyor sonraki on yıllarda
Mekan değişiyor, konuşmalar benzer
Türkçe’yi bu kadar güzel kullanan, ifadesi bu kadar kuvvetli
Bu kadar zeki adamın masasından nasıl kalkarsın
Anlatmayı çok seviyor
Öyle ki, sağlığında müthiş bir ifade yeteneğiyle hikayeler anlatan adam
Sağlığı bozulup şuuru bulanıklaştığı günlerde bile anlatmaya devam ediyor
Aynı kuvvetli ifadeyle ama bu sefer sanrıları
Diyorum ya, bu meslek içine işler adamın

Zaman akıp gidiyor, oyunlar, filmler, diziler derken…
İyisiyle kötüsüyle devam eden hayatı,
2000 yılında bir gün aksıyor
Hayattaki en yakın dostunu kaybediyor, Kemal’i
Önem verdiği pek çok insan var ama onun yeri başka
Ve eksiliyor, daha doğru bir kelime yok bunu anlatacak

Zaman akıp gidiyor, eşler, evlatlar, dostlar derken…
Küçük kızının üniversiteye başladığını
Büyük kızının ona bir torun verdiğini görecek kadar şanslı aslında
Ama hayat bu, nerede başlayıp nerede biteceğini bilemezsin
Mühim olan dolu dolu yaşamak değil mi bize verilen sürede
Kahkahalar, kadehler, kelimeler, oyunlar, filmlerle dolu bir hayat, az mı?
On yıllardır televizyonda yüzünü göstermeyen adamın
Magazin programlarına bir kere bile konu olmamış o adamın
Ardından binlerce insan binlerce güzel kelime yazıyor
Ne kadar sevildiğini son kez göstermek için
Az mı?

Dinçer dediğin, hem herkes gibi bir insan, hem fazlası…
Tiyatrocu, sinemacı, düşünür, filozof, vatansever, serseri
Hem ‘O kadar’, hem fazlası…


Ceren Muslu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder