Baba
mesleği: Tiyatro sanatçısı, sinema sanatçısı, emekli…
Sanatçı çocuğu
olmak
Bunun ne
demek olduğunu, ancak aynı kaderi paylaşan bilir
Sanatçı çocuğu
olmak, nasıl diyelim, bir kara sevdadır
Türk
dizilerindeki bir kavuştuğun bir ayrı düştüğün aşktır
Gelgitlidir
bu aşk
Bir
aradayken avucunun içine alır seni, sanki dünyada tek senmişsin, çok
önemliymişsin gibi hissettirir
Hayran olursun
ona, nasıl olmayasın ki
Bilgilidir,
entelektüeldir, aydındır, zekidir, karizmatiktir, komiktir
Ama işte
gelgitin bir de git’i vardır
Çünkü onun
başka aşkları da vardır
Mesela en
basitinden kendisi vardır
Sanatçı
dediğin kendini sever çünkü, sevmelidir de, stardır o
Mesleği
vardır sonra
İçinde yanan
bir ateştir, senden bile çok sever onu belki de, hem de ne tutkuyla
Çevresi
vardır, ortam insanıdır, hem iş hem keyif bir arada yürür bu meslekte
İşte tüm bu
git’ler, hani gelgit dedik ya, yorar çocuğu
Herkesin
anası babası akşam evde tv izlerken, ödevlerine yardım ederken
Senin annen gece
yarısı kaçamak öpücükler için uyandırır seni
Başka zaman yoktur
çünkü seni koklayacak
Sabah okula
gideceksin o uyurken, cumartesi de matine-suare
Hele bir de
ana-baba ayrıysa, ki %90’ında ayrıdır
Babanla
geçirdiğin hafta sonları müzeydi, parktı, sirkti, bunlarla geçmez
Gezme
dediğin Papirüs’tür, Çiçek Bar’dır, Bebek Oteli’dir, kulistir
Bar masaları
yatağın olurken, konuşma ve kahkaha uğultuları ninni gibi gelir kulağına
Kuliste
matine-suare arası, benzemez hiçbir eğlenceye
Farklıdır
sanatçı çocuğunun yaşamı, ilginçtir
Herkes
özenir aslında, “ne şanslısın” der arkadaşları
Yok
gerçekten güzeldir, sıra dışıdır, havalıdır
Diğer
ünlüleri tanırsın, dahası onlar da seni tanır
Ama işte…
O ismini en
doğru Türkçe’yle, en güzel melodiyle telaffuz eden adam
Senin uğruna
ölebileceğini bildiğin adam
Bi doğum
gününü hatırlayıp aramaz
Tüm dünya
arasın gözün görmez, sen onun aramasını beklersin
Ne hasta
bekler sabahı, Ne taze ölüyü mezar, Ne de şeytan bir günahı, Senin “onun
aramasını” beklediğin kadar
Kavuşamadıkça
daha büyük bir aşka düşen âşık misali
Her
geldiğinde daha çok bağlanır, her gittiğinde daha çok acı çekersin
Yıllar
geçer, biter çocukluk, gençlik
Bir şekilde
gömersin aşkını yüreğine, başka aşklara yelken açarsın
Onun işleri
hafifler, sana vakti kalır, bu sefer de senin hayatın hızlanmıştır
Hafiften de
intikam duygusu
Sanatçı, çocuğunun ilk aşk acısıdır
Sanatçı çocukları iyi okullarda
okutulmuştur
Türkçe’si
düzgündür, sanattan anlar
Deli
doludur, ailesi gibi muhalefettir biraz, hayatla kavgası vardır
Bunlar kadar
net bir başka gerçek de vardır ki, kalpleri mutlaka yaralıdır
İlk aşk
acısından kalma yara izlerini taşırlar hayat boyu kalplerinde
Ve gün
gelir, bir türlü kavuşamadıkları ilk aşklarını,
Hiç
kavuşmamak üzere sonsuz yolculuklarına uğurlamak zorunda kalırlar
Bunun
acısını ebeveyn kaybeden herkes bilir belki ama
Yaşayamadıklarının
burukluğunu, bir tek onlar anlar kendi aralarında…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder