21 Mart 2016 Pazartesi

Sanatçı Çocuğu Olmak


Baba mesleği: Tiyatro sanatçısı, sinema sanatçısı, emekli…
Sanatçı çocuğu olmak
Bunun ne demek olduğunu, ancak aynı kaderi paylaşan bilir
Sanatçı çocuğu olmak, nasıl diyelim, bir kara sevdadır
Türk dizilerindeki bir kavuştuğun bir ayrı düştüğün aşktır
Gelgitlidir bu aşk
Bir aradayken avucunun içine alır seni, sanki dünyada tek senmişsin, çok önemliymişsin gibi hissettirir
Hayran olursun ona, nasıl olmayasın ki
Bilgilidir, entelektüeldir, aydındır, zekidir, karizmatiktir, komiktir
Ama işte gelgitin bir de git’i vardır
Çünkü onun başka aşkları da vardır
Mesela en basitinden kendisi vardır
Sanatçı dediğin kendini sever çünkü, sevmelidir de, stardır o
Mesleği vardır sonra
İçinde yanan bir ateştir, senden bile çok sever onu belki de, hem de ne tutkuyla
Çevresi vardır, ortam insanıdır, hem iş hem keyif bir arada yürür bu meslekte
İşte tüm bu git’ler, hani gelgit dedik ya, yorar çocuğu
Herkesin anası babası akşam evde tv izlerken, ödevlerine yardım ederken
Senin annen gece yarısı kaçamak öpücükler için uyandırır seni
Başka zaman yoktur çünkü seni koklayacak
Sabah okula gideceksin o uyurken, cumartesi de matine-suare
Hele bir de ana-baba ayrıysa, ki %90’ında ayrıdır
Babanla geçirdiğin hafta sonları müzeydi, parktı, sirkti, bunlarla geçmez
Gezme dediğin Papirüs’tür, Çiçek Bar’dır, Bebek Oteli’dir, kulistir
Bar masaları yatağın olurken, konuşma ve kahkaha uğultuları ninni gibi gelir kulağına
Kuliste matine-suare arası, benzemez hiçbir eğlenceye
Farklıdır sanatçı çocuğunun yaşamı, ilginçtir
Herkes özenir aslında, “ne şanslısın” der arkadaşları
Yok gerçekten güzeldir, sıra dışıdır, havalıdır
Diğer ünlüleri tanırsın, dahası onlar da seni tanır
Ama işte…
O ismini en doğru Türkçe’yle, en güzel melodiyle telaffuz eden adam
Senin uğruna ölebileceğini bildiğin adam
Bi doğum gününü hatırlayıp aramaz
Tüm dünya arasın gözün görmez, sen onun aramasını beklersin
Ne hasta bekler sabahı, Ne taze ölüyü mezar, Ne de şeytan bir günahı, Senin “onun aramasını” beklediğin kadar
Kavuşamadıkça daha büyük bir aşka düşen âşık misali
Her geldiğinde daha çok bağlanır, her gittiğinde daha çok acı çekersin
Yıllar geçer, biter çocukluk, gençlik
Bir şekilde gömersin aşkını yüreğine, başka aşklara yelken açarsın
Onun işleri hafifler, sana vakti kalır, bu sefer de senin hayatın hızlanmıştır
Hafiften de intikam duygusu
Sanatçı, çocuğunun ilk aşk acısıdır
Sanatçı çocukları iyi okullarda okutulmuştur
Türkçe’si düzgündür, sanattan anlar
Deli doludur, ailesi gibi muhalefettir biraz, hayatla kavgası vardır
Bunlar kadar net bir başka gerçek de vardır ki, kalpleri mutlaka yaralıdır
İlk aşk acısından kalma yara izlerini taşırlar hayat boyu kalplerinde
Ve gün gelir, bir türlü kavuşamadıkları ilk aşklarını,
Hiç kavuşmamak üzere sonsuz yolculuklarına uğurlamak zorunda kalırlar
Bunun acısını ebeveyn kaybeden herkes bilir belki ama
Yaşayamadıklarının burukluğunu, bir tek onlar anlar kendi aralarında…


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder